Ümit Turgay Durgun, İstanbul, Türkiye'den bir heykeltıraÅŸ ve grafiti sanatçısıdır ve ÅŸu anda İtalya'nın Stazzema kentinde yaÅŸayıp çalışmaktadır. Disiplinlerarası pratiÄŸi, kentsel sokak sanatının ham enerjisini klasik heykelin anıtsal gelenekleriyle birleÅŸtirerek, mit, tarih ve dönüÅŸüme dayanan özgün bir dil oluÅŸturur.
Durgun, sanat eÄŸitimine Maçka Akif Tuncel Anadolu Plastik Sanatlar Lisesi'nde baÅŸladı ve ardından İstanbul'daki Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nden mezun oldu. Daha sonra, ÅŸehrin zengin heykel mirası ve eserlerinde önemli bir rol oynamaya devam eden mermer gibi klasik malzemelerin bulunabilirliÄŸinden etkilenerek, yüksek lisans yapmak üzere Carrara'ya taşındı.
​
Yaratıcı yolculuÄŸu, ilk olarak kamusal bir ifade biçimi olarak grafitiye ilgi duyduÄŸu İstanbul sokaklarında baÅŸladı. Kentsel ortamlarda sanatla erken yaÅŸta tanışması, hem eriÅŸilebilir hem de sürükleyici, genellikle kamusal alanlarda deneyimlenmesi amaçlanan eserler yaratmaya yönelik ömür boyu sürecek bir baÄŸlılığın kıvılcımını çaktı.
​
Durgun, küçük yaÅŸlardan itibaren kadim medeniyetlere, mitolojilerine, mimari ÅŸaheserlerine ve sembolik yaratıklarına derin bir hayranlık duydu. Bu toplumların insani özellikleri kutsal figürler ve anıtsal yapılar aracılığıyla dışa vurma biçimleri onu çok etkiledi. Ona göre mitoloji, dışsal gerçekleri deÄŸil, görünür kılınmış içsel psikolojik manzaraları temsil ediyordu. Bu bakış açısı, efsanevi formları çaÄŸdaÅŸ bir bakış açısıyla yeniden yorumladığı çalışmalarına ilham vermeye devam ediyor.
​
Heykelleri, modern kavramsal çerçeveleri bütünleÅŸtirirken genellikle antik dünyanın mimari duyarlılıklarını yansıtır. Sadece mitolojik ikonografiden deÄŸil, aynı zamanda ilkel yapı tekniklerinden de ilham alır ve bunları zorunluluk ve yaratıcılıktan doÄŸan çözümler olarak görür. GeçmiÅŸ ve günümüzün bu harmanı, zamansız yaratılış, dönüÅŸüm ve insan evrimi temalarını çaÄŸrıştıran anıtsal eserler yaratmasını saÄŸlar.
​
Durgun, ergenlik çağındayken yaÅŸamın kökenleri ve Büyük Patlama'dan ilk medeniyetlerin ortaya çıkışına kadar insanlığın evrimi hakkında derin bir merak geliÅŸtirdi. İlgi alanı yalnızca insanların fiziksel evrimi deÄŸil, aynı zamanda medeniyetin doÄŸuÅŸuna yol açan entelektüel ve kültürel sıçramalardır. Ona göre, insanlığın ilerlemesinin hikâyesi, yaratıcı dayanıklılığın, hayatta kalma, inÅŸa etme ve dünyada iz bırakma yönündeki amansız dürtünün hikâyesidir.
​
Durgun, maddi açıdan çok yönlüdür ve tek bir malzemeyle sınırlı kalmayı reddeder. Her projeye, kavramsal ihtiyaçlarına en uygun malzemeleri seçerek yaklaşır. Repertuarında ahÅŸap, çelik, alüminyum, mermer, granit, kuvarsit, bazalt, bronz, seramik ve metal levhalar bulunur. Ayrıca kinetik ve mekanik heykelciliÄŸi de araÅŸtırır, kendi eserlerini tasarlar ve programlar. İlk yapım aÅŸamasından son detaylandırmaya kadar her parça, stüdyosunda tamamen elle üretilir.
Ümit Turgay Durgun'un sanatı, kadim ve çaÄŸdaşın, sezgisel ve teknik olanın bir sentezidir. Eserleriyle izleyicileri medeniyetin derin zaman anlatılarıyla yüzleÅŸmeye ve inÅŸa etme, hayal etme ve aÅŸma yönündeki kalıcı insan dürtüsüne katılmaya davet eder.
